25 Mar 2015

Cebeci Bit Pazarı

Geçtiğimiz pazar ailecek "Cebeci Bit Pazarı"nı ziyaret ettik. Aslında girişte asılan ismi "Cebeci Pazarı" Antika ya da ikinci el seviyorsanız bit pazarlarında güzel şeyler bulabilirsiniz. Yalnız sabah erken saatte gelmekte fayda var çünkü birkaç saate birçok şey alınmış oluyor. Aklınıza gelecek her türlü şey bu büyük pazarda mevcut. Antika eşyaların fiyatı haliyle yüksek olabiliyor. Pazar günleri kurulan Cebeci Pazarı gerçekten kocaman!

Şu blogta güzel fotoğraflar var.

Adres: Erzurum Mh., 06590 Ankara




FOLLOW ON

24 Mar 2015

Sergi | Bir Savaş Nasıl Hatırlanmalıdır?


Ankara'da kocaman bir sanat merkezi var ve demiyorsunuz. Aşk olsun hepinize! Hem de evime yakın bir yerde. "Bir Savaş Nasıl Hatırlanmalıdır?" sergisiyle ilk defa CerModern'i ziyaret ettim. Sergi dışında birçok farklı etkinliğe de ev sahipliği yapıyor. Hatta bu hafta Fransız Haftası olması itibariyle çok güzel Fransız filmlerini ücretsiz sinemaseverlerin karşısına çıkaracak.

11 Mart'ta başlayıp 5 Nisan'a kadar devam edecek "Bir Savaş Nasıl Hatırlanmalıdır?" sergisi, gerçekten de kendi deyişleri ile tehlikeleri göze alıp "Silahlar insin!" diyebilme cesaretini gösteriyor. İlginç çalışmaların bulunduğu sergide daha çok eser olmasını diledim. 

Bu sergiye giriş ücretsiz. Salıdan pazara, saat 10.00 - 20.00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Pazartesi ise kapalı.
Adres: Altınsoy Cad. No:3 06101 Sıhhıye, Ankara, Türkiye

En sevdiğim buydu!  










FOLLOW ON

20 Mar 2015

Urfa'nın çocukları

Eğitim eğitim diye bağırıyoruz bas bas. Çocuklarımız okusun, güzel işler yapsın istiyoruz. Anneler babalar yeri geliyor kendinden kısıyor, evlatları için hiçbir şeyi eksik etmemeye çalışıyorlar.

Çocuklar dünyanın umududur. Bir şeylerin değişmesini sağlayabilecek güce sahip tek varlık onların olduğunu düşünüyorum. Çünkü onlar saf, temiz, bilgiye açıklar.

Onların içinde kötülük, gaddarlık yok. Bozulmadan ağaç olmayı başarabilirlerse tüm dünya ilk günkü kadar yeşerebilir. Fidanları korumak, onları sulamak ve büyütmek de bizlere düşüyor.

Lakin her çocuk aynı şans içinde değil. Urfa’nın çocukları da bunlardan birkaçı sadece. Dünyanın birçok yerindeki şanssızlardan birkaçı.

***

İlgi ile izliyorlar bizi. Kimi merak kimi hayranlıkla… “Siz, burada kalın bu gece bizimle” diyorlar Aydüştü Köyü çocukları. Gitmemiz gerektiğini ama onların da istedikleri zaman bizi ziyaret edebileceklerini söylüyoruz. “Yollamazlar bizi büyükşehre” diyorlar hafif bir gülümsemeyle. Ablayız ya hani, “Sıkı çalışın, okuyun” diyoruz. “Üniversiteyi büyükşehirde kazanın; o zaman birçok şeyi görürsünüz, kendi ayaklarınız üzerinde durabilirsiniz” diye nasihat ediyoruz. İşte o zaman, hüzünle “Bizi okutmazlar ki” demeleri bıçak gibi kesiyor beni.


Eğer bir köyde okul yoksa baba, kız çocuğunu başka köyde okula göndermek istemiyor. Okul inşa etmek ne kadar önemli. Baba okula göndermemek için tüm manaları önümüze sürebilir. Harran Kaymakam’ı Selami Yazıcı, bazı köyler okul yapılmasını istemiyor diye bahsediyor. “Başı açık öğretmenler gelecek, köyün ahlakını bozacak” diye karşı çıkıyorlarmış. Karşı çıkanlar, okul yapılacak arazide bahçe kurmuş olabilirler ve bunu açıktan söyleyemeyecekleri için böyle bir şeyi öne sürüyor olabilir de.

***

Harran’ın 101 köyüne 38 okul yapılmış. Bu sayede sınıflıklar 56’dan 28’e düşüyor. 800’den bin 200 öğretmene sayı çıkarılıyor. Bakınız, her köye bir okul ne kadar etkili sonuçlar doğuruyor. Çocuklarımızın okula gönderilme olasılığı artıyor öncelikle. Eğitim kalitesi de doğru orantıda artmış oluyor. Dışarıda binlerce atanamayan öğretmenlerimiz var. Hepsi birbirine bağlı bir çözüm.

Mülteci çocukları
Yüzlerce konteynerdan oluşmuş mülteci kampı kapısındaydık. Açık saçlarımız ve kıyafetlerimizle oranın bir parçası olmadığız belliydi. Yavaş yavaş içeri doğru ilerlediğimizde elimdeki makineyi kullanmaya çekindim ilk önce. Kötü hissettim, utandım kendimden. Yol kenarı tel örgü ile çekilmişti. Bir yanda tellerin bir ucunda yaşam mücadelesi veren insanlar bize bakıyordu; diğer yanda rahat tavırlarla ellerinde kameralarla yürüyen bir grup insan… Orası sirk değildi. Fotoğraf çekme fikri rahatsızlık verdi. Sonra bir çocuk elimdeki kamerayı görünce “Foto foto!” diye seslendi bana. Çekmemi istediğini düşünüp çalıştırdım makineyi. Bunu gören diğer çocuklar da poz vermeye başladı. Beni de çek dercesine işaret ediyorlardı kendilerini. Sonra anladım ki fotoğraf çekmek onlar için çok büyük bir eğlence ve mutluluktu.

***

Sidra elimden tutmuş, okulda öğrendiği biraz Türkçesi ile karışık Arapça bir şeyleri heyecanla anlatıyor. Etrafımda farklı yaşlarda bir sürü çocuk… Hepsi elimi tutmaya çalıyor.
Soldaki Sidra
Elimi tutanlar ise büyük bir şey başarmış edasıyla diğer arkadaşlarına hava atıyor. Ellerim kollarım birbirimize dolanmış şekilde kampı gezmeye başlıyoruz. Bizi gören her çocuk yanımıza gelip, elimi sıkarak “Hoş geldiniz! Nasılsınız? Adınız nedir?” diye soruyor.

Ortalama 4 bin çocuğun bulunduğu Harran Konteyner Kent Suriye Mülteci Kampı, başka bir dünyanın varlığını gözler önüne seriyor.



Aydüştü Köyü'nün gülen çocukları
Orada bulunduğumuz süre içinde bir sürü fotoğraf çekindik. Kimi ben çektim kimi makineyi eline alan çocuklar…

Gerçekçi olmak gerekirse ne kadar üzülsem de neler yaşadıklarını tamamen anlayamam. Yarın yine kendi hayatıma döneceğim. Ama biliyorum ki yaşattığı farkındalık bende bir şeyleri değiştirdi. Yarın farklı olacak… Yarınlar farklı olmalı çünkü.

Mülteci kampından daha fazla fotoğrafa bakmak için tıklayınız.

Fransızca okumak için tıklayınız / Click here to read French

Akçakale'nin güzelleri
FOLLOW ON