15 Oca 2014

Dizi Mania "Barış, Sevgi, Özgürlük"

WoMEN Ekibinden bu sefer Burcu Mercan ile röportaj gerçekleştirdim. Kendisini uzun zamandır internetten tanıyorum. Güzel ilgi alanları olan güzel insan kendisi. İlginçtir ki sürekli bir yerlerde karşılaşıp duruyoruz. Sanırım buluşup sohbet etme zamanı geldi.
Burcu, biraz kendinden bahseder misin bize? 
30’una merdiven dayamış “çoğunlukla zararsız” bir insanım. 11 yıldır İstanbul’da okuyorum, çalışıyorum, yaşıyorum. Ondan önce ise Bandırma’daydım. (Balıksirli olduğunu kabul etmeyen bir tuhaf yarı taşra-yarı modern topluluğun üyesiyim.) Endüstri Mühendisiyim, SAP Danışmanı olarak çalışıyorum. Ve kendimi bildim bileli film-dizi izliyor, kitap okuyor  ve bir yerlere bir şeyler yazıyorum. Yoga ile de yakinen alakadarım. Son zamanlarda ise “Burcu’nun Evlilik ile İmtihanı” şeklinde özetleyebileceğimiz bir sit-comun başrolünü paylaşıyorum eşimle.

Dizi-Mania blogu nasıl yayın hayatına başladı? Neden dizi kategorisinde bir blog tutmak istedin?
Eğer bir etkinlikte bulunmuşsam ve sevmişsem yaptığım şeyi, bunu insanlara anlatmazsam ya da bir şekilde kayıt altına almazsam bu eylemin boşa gittiğine dair tuhaf bir suçluluk duygusu yaşıyorum, yazmadan rahat edemiyorum. Daha önceleri aklıma gelen hemen her şeyi paylaştığım bir blogum vardı, öncelikli olarak sinema ile ilgili yazdığım. Ancak ilerleyen zamanla bir baktım ki daha çok dizilerle ilgili yazmaya başlamışım ve filmden çok dizi izliyorum, tüm bu birikimi ayrı bir sitede toplamaya karar verdim. Sanırım “İnsanlar bir yabancı dizi ile ilgili her türlü bilgiye Dizi Mania ile sahip olabinsinler” gibi de bir misyon üstlenmişim kendime.
Blogun dışında ilgi alanların nelerdir? Neler yapmaktan hoşlanırsın? 
İlk aklıma gelenler Yoga Ve Seyahat. 2 yıl önce Yoga Eğitmenlik Eğitimini tamamlayarak Vinyasa Yoga Eğitmenliği sertifikası aldım. Hem kendi uygulamamı yapmak hem de eğitmenlikten büyük keyif almakla birlikte uzun süredir çok vakit ayıramıyorum. İşim sebebiyle ve de özel ilgi alanıma girdiğinden çok ülke de görme fırsatım oldu. Planlı programlı, şehrin kitabını alıp okumalı, metroya binmeli, haritalarda kaybolmalı seyahatleri, yani “turist” değil de “gezgin” olmayı seviyorum.

Geleceğinle ilgili planların neler? Kendini nerede görmek istiyorsun?
Şu ara yazma işini, her gün geldiğim para kazanma işi ile birlikte götürebildiğimden bir süre daha böyle devam etmekte sakınca görmüyorum. Ama uzun vadede tüm vaktimi Dizi Mania’ya, WoMEN’a ve dizi izleyip yazmaya; bir taraftan da yoga eğitmenliğine ayırmak istiyorum. Türkiye’de internet sitelerinden ve yazarlıktan para kazanmanın ne kadar zor bir iş olduğunu öğrendim. Eğer öyle bir şansım olsaydı çok mutlu olurdum elbette. Diğer taraftan Dünya üzerinde görmek istemediğim ülke yok gibi. Tüm istediklerime gidebilsem ne de güzel olurdu...

Seni çok etkilemiş üç dizi gibi siniz bozucu, zorlu ama klasik bir soru sormak istiyorum?
Hemen aklıma gelenleri sıralayayım; OZ, Six Feet Under ve Mad Men çok “ağır” diziler, etkilenmemek mümkün değil. Ama en çok sevdiğim, rüyalarıma (dönem dönem de halüsinasyonlarıma) bile giren üç dizi daha var: Buffy The Vampire Slayer, Veronica Mars ve oyuncuları neredeyse kankam haline gelmiş That 70s Show.

Kendinle özdeşleştirdiğin bir dizi karakteri var mı? Varsa hangisi?

Ben bence en çok kuralcı İngilizlere benziyorum. Ya da soğuk Avrupa insanlarına... Dakikimdir, derli topluyumdur, kuralcıyımdır, inanılmaz güvenilir bir insanımdır, çalışkanımdır... O yüzden dizilerde hep kendimi genelde sevilmeyen ve kesinlikle cool olmayan karakterlere benzetirim; örneğin Buffy the Vampire Slayer’dan “Giles” karakteri. 

Bloguma konuk olduğun için teşekkür ederim. 2014 yılına da bir ay kaldı. Son olarak okurlara bir şeyler demek ister misin? (Bu röportajı tee 2013'te yapmıştık :)
Öncelikle ben teşekkür ederim beni davet ettiğin için.  Daha çok kitap okusunlar, daha çok film izlesinler, daha çok dizi izlesinler, daha çok spor yapsınlar ve sağlıklarına daha çok dikkat etsinler. Ve hepsinden önemlisi biraz konfor alanlarından çıkıp yaşadıklarını dünyanın farkına varsınlar ki varlıkları kendilerine ve dünyaya bir anlam ifade etsin. Hayat çok kısa, sıkılmaya vakit bulan insan hayatı dolu dolu yaşamıyor demektir ;)

Bir de Dizi Mania’ya daha çok yorum yapsınlar.