29 Tem 2013

Kim bu hippiler?

Hippi denince aklınıza ne geliyor? Kokuşmuş vücut, pis, uyuşturucu, doğa vs. mi? Sadece bunlara indirgemek doğuş felsefesini göz ardı etmek olur. O zaman biraz hippi hareketinin ne olduğu inceleyelim.

Hippi alt kültürü, Amerika'da ortaya çıkan, 1960'lar boyunca diğer ülkelere yayılan bir gençlik hareketi. Kendisine asla sınır koymaz, var olan tüm yetkileri reddeder, komün hayatı savunur, aynı zamanda özgürlükçüdür. Aslında bugünkü mutlak retçiliğin temellerini atar.

1960'lı yıllarda dönemin komünist ve faşist yapılanmalarına karşı çıkan, özgürlüğün bireyin kendi içinde olduğunu savunan ancak uygulamaları ile anarşist düşünce tarzından ayrılan, düşünce biçiminin gerçek yaşama dönüştüğü bir yaşam tarzıdır.

Hippi akımı sanattan televizyona, edebiyattan modaya kadar birçok alanı etkiledi. Din ve kültürel farklılıklar hippiler tarafından benimsendi ve büyük çapta kabul gördü. Doğu felsefesi ve ruhsal kavramlar büyük ses getirdi. Bugün için hippi yaşam tarzı etkileri, günümüzde uyarlanmış haliyle sağlıklı beslenmeden müzik festivallerine, cinsel devrimden hatta sanal gerçekliğe kadar her türlü alanda göze çarpmaktadır.

“Hippie” kelimesinin kökeni
Hippie kelimesi hipster'den geliyor. Sözlük yazarı Jesse Sheidlower'e göre, dönemin hipster ve hippie kavramlarının kökenleri bilinmeyen “hip” ve eşanlamlısı “hep” kelimesinden türemiş.


WoMEN Dergisi Temmuz 2013 Sf. 33-35, Yeşim Özbirinci

22 Tem 2013

Mix Album: Fun with me

Merhaba,
Yeni yaptığım karışık albümüm Fun with me'ı dinlemeden geçmeyin.

Hello,
Please check my new mix album, Fun with me.

21 Tem 2013

Ihlamur Kasırları


Eski çalıştığım yer Ihlamur Kasırlarına'na yakındı. Her gün önünden geçerken "Ne güzel yer yahu. İşten ayrıldığım gün burayı gezeceğim derdim." derdim. Ve gezdim! Ihlamur Kasrı Fulya'da. Giriş ücretli. 









10 Tem 2013

Beyaz tenli olmak


Beyaz tenli olmak seksidir. Göze değişik, güzel gelir. Kimine göre çirkin de gelebilir, ölü gibi de! Ama beyaz tenli olmak güzeldir. Beyaz tenli olunmaz doğulur! (MJ hariç) 

Gülü seven dikenine katlanır demişler. Beyaz tenli olmak her ne kadar hoş olsa da dezavantajları da çok fazla. Biraz bunlardan bahsedelim.

Beyaz tenli insan, Güneşi ne kadar çok sevse de fazla Güneş ışını en büyük düşmanlarından biridir bir kere. Yüzmeye gittiklerinde güneşlenmemeleri gerekir, yoksa tavuk götü gibi olur tüm vücudu. Bundan dolayı vücutları hassastır. Normal hayatlarında da yaz kış demeden güneş kremi sürüp dışarıya çıkmaları gerekir yoksa her an bir yerden alerji patlayabilir. 
Genelde yanaklarında, sırtlarında lekeler ya da çiller bulunur. Yaz aylarında bu lekelerde artış gözlemlenir. Bunlar kanser riski taşısa da göze güzel gelir. 

Suratta bir sivilce çıkarsa hemen kendini belli eder. Ufak bir sürtünmede bir tarafları hemen morarır. Herhangi bir sorunu vücudu hemen belli eder. Narindirler, hassastırlar yani. Epilasyon sonrasından hiç bahsetmiyorum bile. Bir gün boyunca kırmızı noktalar olur.

Ekşisözlükte bir yorum çok hoş, paylaşmak istiyorum:
"Ay'ın bir parçası, sabah renginin ta kendisidir. Savunmasız ve masum bir çıplaklığı vardır. Güzel kokarlar ve yumuşaktırlar. Tenleri pürüzsüz ve kaygandır. Buna nazaran temizliğin de simgesidirler. Güneş yerine ay ışığında güneşlenmiş gibidirler."  via 
Beyaz tenli insanlar sürekli "Ne kadar beyazsın." ya da "Ay, peynir gibisin.", "Biraz denize git de yan." gibi cümlelerle karşılaşır. 

Beyaz ten siyah saç, beyaz ten kızıl saç ya da beyaz ten sarı saç gibi her türlü kombinasyon bu beyaz ırklarla uyumludur. Ne yapsalar gider.


Biliyorum birçoğunuzun vampir fantezisi var. Bu etkiyi beyaz tenliler çok güzel yaratıyor. Küçük oyunlarınıza alet etmek için bire birler. Beyaz tenli erkekler genelde temiz suratlı oluyor. Kadını da erkeği de böyle büyülü, pek güzeller. Böyle şey gibiler, fantastik filmden fırlama gibiler. 

Biraz da azınlık olmalarından dolayı memleketimizde dikkat çekiyorlar. Ülkemizin kuzeyinde görülürler genelde. Kimilerine göre de çirkindirler ve kutsallaştırmaya gerek yoktur. 


8 Tem 2013

Mix Album: Peace&Love

Merhaba,
Yeni yaptığım karışık albümüm Peace&Love'ı dinlemeden geçmeyin.

Hello,
Please check my new mix album, Peace&Love.

7 Tem 2013

Number 34: Make mix album / Madde 34: Karışık albüm yap

Number 34: Make album from you favorite song list and uploud to inthernet
Madde: 34: Sevdiğin parçalardan müzik listesi yap bunu online albüme çevir

Merhaba,
25'ime bir sene kaldı ve şöyle bir listeme göz attım. Daha yapmam gereken çok şey var! Hepsini nasıl tamamlayacağım diye kara kara düşünmeye başladım ama sanırım böyle daha eğlenceli olacak. 34. maddeyi gerçekleştirmek için çok güzel bir site buldum. Aslında önce rapidshare gibi bir sitelerden birine yüklemeyi düşünüyordum ama artık bu yöntemlerin çok eskidiğini ve gereksiz olduğunu düşündüm. 8tracks.com'a farklı tarzlarda birkaç çeşit albüm oluşturdum ve önerdiğim şarkıları yükledim. Siteyi gezerseniz çok güzel karışık albümler bulacaksınız. Ama önce benimkilerden dinleyin! Ayrıca bu albümler güncellenecek ve yeni karışık albümler yapmaya devam edeceğim. 
Keyifli dinlemeler....

Hello,
One year before 25 age, i cheched my 36 things. I have so number that i should do! I started to sit on egg how i will finish but trying to finish in short time will be fine. I found a website for my number 34. In fact, before i found it, i thought i could uploud mix album to rapidshare. But then, i thougt it is unnecessary. I uploded different mix albums to 8tracks.com. You can enjoy website. But first listen mine! By the way, mix albums will be updated and uploud new mix albums. 
Enjoy listening...!

Not: 36 Madde için tıklayın! /
P.S.: Click for 36 Things!



5 Tem 2013

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler öğrencilerine altın değerinde rehber!


Merhaba,
İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü 2012 mezunuyum. Kazandığımda bu bölümün popüler olduğu senelerdi. Bölümün ismi ve okulun kapısı olunca insanın biraz havası olmuyor değil. Ama havan batsın diyorum ve karşılaştığım zorluklardan, edindiğim tecrübelerden ve tavsiyelerden oluşturduğum bu yazı umarım bu bölüm öğrencilerinin işine yarar. Her ne kadar iyi kötü bir yolda ilerlesem de keşke yaşayarak edindiklerimi birileri söyleseydi dediğim anlar olmadı değil. Bir de bizim dönemde SBUİ ve benzeri bölümlerle ilgili okul içinde de çok fazla eksikler vardı.

Öncelikle bu bölümü niye seçtiniz?
Birilerinin tavsiyesi ile mi geldiniz, yoksa hedefleriniz doğrultusunda mı? Ya da şansa mı çıktı üniversite sınavından? Önce bunu sorun kendinize. Bunun iki sonucu vardır. Ya nasıl geldiğiniz doğrultusunda devam edeceksiniz ya da okuldan ayrılacaksınız. Eğer bölümü bırakmak istiyorsanız bu yazının devamını okumanıza gerek yoktur.  (Ya da okuyun belki ilham verir =)

Hacı ben ilerlemeye karar verdim
Bu bölümde ilerleyecekseniz artık nasıl geldiğinizin önemi yoktur. Bundan sonra ki aşama nasıl ilerlemeniz gerektiğidir. Bu aşamayı ben üçe ana başlığa ayırıyorum: Akademi, Kamu ve Özel Sektör. Hangi kolda ilerlemek istediğinizi karar vermeniz gerekiyor. Çünkü hepsinin yolu farklı engebeli. 

Akademi
Okulda hoca olmak, araştırmalarınızla alanınıza katkı sağlamak istiyorsanız doğru bir seçim yapmışsınız demektir. Bunun için ders notlarınızı yüksek tutun. Düşük olması akademik kariyerin başlamadan bitmesi demek değildir ama yüksek ortalama size çok büyük avantajlar sağlayacaktır, işinizi kolaylaştıracaktır. Düşük bir not ortalaması ile kendinizi farklı yollardan kanıtlamanız gerekecektir. Bu da ekstra uğraştıracaktır sizi. Ayrıca yüksek notlar daima güzel burslar getirir. İlk senenin sonunda hangi konu üzerine çalışmak istersiniz diye düşünmeye başlayabilirsiniz. Zaman geçtikçe elbette fikirler değişecektir ama bu tarz seçimleri de son ana bırakmamak lazım. Spesifik olmasa da geniş alanı kapsayan bir konu başlığı seçip bununla ilgili kaynakları okumaya başlayabilirsiniz. En azından ilerisi için bir alt yapı hazırlamış olursunuz. Bunun dışında seçeceğiniz konu ile ilgili işin ehli insanlarla görüşmenizi tavsiye edebilirim. Tavsiyeler çoğu zaman iyidir. Ayrıca bol bol makale yazın. Kötü ya da eksik bir çalışma olabilir. Bu önemli değil. Bu sizi ileriye hazırlayacaktır. Ayrıca, okulda yaptığınız ödevleri, yazdığınız makaleleri saklayın. Akademik başvurularda bunları bir dosya haline getirip hocalarınıza sunun. (Yurtdışı başvuruları için bunların İngilizcesinin de olması iyi olacaktır.)

Özel Sektör
Elbette her işe giriş süreci ve girdikten sonraki zaman zordur. Ama özel sektör diğerlerine göre daha sancılı oluyor. Özellikle SBUİ bölümünden mezunsanız. Yukarıdan bakınca hiçbir alanla alakası yok gibi gözüküyor ki kısmen doğru bu da. Çünkü bu bölüm her alana kapı açsa da çoğu alanla ilgisi yok. İş görüşmesine gittiğinizde sizden eğitim ve tecrübe istiyorlar. Eğer özel sektörde ilerlemek istiyorsanız hangi alanda çalışmak istediğinize göre okul dönemi içinde bol bol staj yapın derim. Örneğin, halka ilişkilerse bu sektörden birkaç firmada staj yapmak iş ararken size avantaj sağlayacaktır. Gene okul dönemi içinde istediğiniz alanla ilgili kurslar varsa gidebilirsiniz. Ayrıca özel sektörde ilerlemek istediğiniz alanla ilgili yüksek lisans yapmanızı da öneririm.

Kamu
SBUİ bölümü mezunlarını kamu kuruluşlarında çok güzel kariyer alanları bekliyor. Kaymakamlık, Dış işleri, Konsolosluk, Avrupa Birliği vb. gibi birçok kurumda çalışma imkanı var. Ama bir o kadar da zorlu bir süreci var. Gözüm yemediğinden ve kısıtlanmayı pek sevmediğimden bu yola hiç başvurmadım. Bahsettiğim alanlar üst düzey olduğu için birkaç aşamalı sınavları var ve hepsinden en iyisini yapmak gerekiyor. KPSS'den iyi bir puan, dil sınavından iyi bir puan ve sözlü sınavdan da iyi bir puan almak gerekiyor. KPSS sınavı geçmek isteyen birçok arkadaşım son senesinde ya da mezun olduktan sonraki sene dershaneye gitti. Evet, memur olduktan sonra aslında çok rahat yaşayabiliyorsun. Maaşın zamanında yatıyor, tatilin belli. Bunlar çok güzel şeyler. Eğer yapabiliyorsanız ve başka idealleriniz yoksa bu alanda kendinizi deneyin derim. Sadece dış işleri değil, diğer bakanlıkların ve devlet kurumların sınavlarını takip edin. Birçok alan var çünkü.

***

Yabancı dil
İster akademi, ister kamu ya da isterse özel sektör olsun, İngilizceyi anadil gibi bilmek yüzde yüz şart. Bunun yanına ikinci bir dili de eklemek artı bir puandır. Akademide araştırma yaptığınız alanla bağlantılı bir dil seçmek gerekir. Örneğin, Uzak doğu ülkeleri ile ilgili çalışma hazırlıyorsanız Almanca ya da Rusça seçmek pek mantıklı olmaz. Dil alt yapısı aldıktan sonra ilerletmek size kalmış. Yurtdışına çıkamıyorsanız couchsurfing gibi sitelerde konuşma toplulukları kuruluyor. Buralara katılabilirsiniz. Ayrıca Türkiye'deki yabancı bir arkadaşla anlaşıp karşılıklı dil eğitimi alış verişi yapabilirsiniz. Ev arkadaşlarınızı yabancı seçebilirsiniz. İnternet kaynaklarını da bu konuda çok iyi sömürün. Paranız varsa zaten iyi bir kursa da gidebilirsiniz.

Öğrenciyken para kazanmak
Üniversitelilerin en büyük sorunlarından biri bu olsa gerek. Para yetiştirememek! Gezmek, tozmak, içmek vs gibi aktiviteler parayı su gibi içer. Anne ya da baba banka geri ödemesiz kredi verse de üst üste çok isteyince insanın yüzü tutmayabiliyor. Bu yüzden arada az da olsa kendi paramızı kazanmak güzel olacaktır. İstanbul gibi büyük bir şehirde okuyorsanız zaten masraflarınız ister istemez artıyor. Büyük şehir demek aynı zaman fazla imkan demek. Fazla imkan olması her şeyin kolay olduğu anlamına da gelmesin.

Kafe ya da barda çalışabilirsiniz. Ama bu herkese uymayabilir ve yorucu da olabilir. Yine yarı zamanlı olarak bazı dükkanlar eleman alabiliyor. Bulmak zor olsa da araştırmak da fayda var.

Aslında öğrenciler için en güzeli organizasyon ajanslarından birine kayıt olmak. Lakin bu ajans olayları da bence yeni yeni Türkiye'de oturuyor. Eskiden sadece kağıt dağıtmak gibi gözükürken ajanslar şimdi güzel teklifler götürüyor. Tabi, her ajans iyidir diye de bir şey yok. BU ajans önerebileceğim bir yerdir. Herhangi bir ajansa kayıt olduktan sonra sık sık sizi iş için arayacaklar. Sizde uygunluk durumunuza göre kabul edersiniz. Kimi ajans işleri eğlenceli ve rahatken, kimisi de yorucu olabiliyor. Ama sık sık yarı zamanlı çalıştığınızda ay içerisinde birikmiş güzel paranız olacaktır. Ajansların şirket politikaları farklı olabiliyor. Kimi parayı iş bitiminde verirken kimi belirli bir süre sonra veriyor. Daha sonra verilenlere çok takılmayın. Verip vermemesi daha önemli. Önerdiğim ajansta bu tarz konularda sıkıntı yaşamazsınız.

Yabancı diliniz iyiyse, internette özel ders ve çevirmenlik ilanı verebilirsiniz. İngilizce ile ilgili çok fazla ilan olduğundan bununla ilgili de iş hemen düşmeyebilir. Ayrıca her ne kadar en yüksek düzeyde yarar sağlamasa da kariyer sitelerine de üye olup, arada incelemeniz belki şansa faydalı olabilir.

***

Arkadaşlar, umuyorum az da olsa bu yazı bir yarar sağlar. Aklıma gelenler şu an bunlar. Farklı şeyler gelirse yine yazı içine ekleme yaparım. Sizin bunlar haricinde demek istedikleriniz varsa lütfen yorum olarak belirtin ki bu bölümle ilgili merak edenler faydalanabilsin.

Peki, ben ne yaptım?
Ben de yeni mezun sayılırım ve iş hayatı konusunda yolun başındayım. Yazı yazmayı seven biri olarak kariyerim basın-yayın, yeni medya üzerinde ilerliyor gibi. Mezun olduktan sonra kısa bir süre bir sektör gazetesinde muhabirlik yaptım. Okul zamanından beri çeşitli sitelerde editörlük yaptım. Şu an da bir haber portalının içerik editörlüğünü ve kendi kurduğum e-derginin yönetimini yapıyorum. Dijital yayıncılık alanında planlarım var gibi. Zaman geçtikçe göreceğim neler olacağını :)
Dostluklar...

NOT: Her türlü sorularınız için yorum bırakabilir ya da mail atabilirsiniz. Elimden geldiğince yardımcı olmaktan keyif duyarım.