30 Ara 2011

Machiavelli ve Din

"Macihiavelli, dünyevi kurum olarak ele aldığı dine insani bir köken yükler. Dinleri yaratanlar peygamberler ya da krallardır. Bir dinin başarısı, onu yaratan kişiyle, onun virtu'su ve gücüyle doğrudan bağlantılıdır. "Silahsız peygamberler kaçınılmaz olarak başarısızlığa mahkumdurlar"
"Tanrı korkusunun 'halkı iyi kılmada ve birlik içinde tutmada' çok önemli bir işlevi yerine getirdiği belirtilir. Halkın yasalara, dolaysıyla siyasal iktidara boyun eğmesini ve ülkede düzenin sürmesini sağlayan em güçlü duygular dinsel duygulardır..... Bu inancı zedeleyecek hiçbir şeye izin verilmemesi gerekir. Bir prens dindar olmasa bile dindarmış gibi gözükmelidir. Ayrıca dinin saflığı, ilkeleri, ritüelleri olduğu gibi korunmalıdır ve dini güçlendiren her şey, mucizeler ya da hurafeler gibi yanlış oldukları bilinse bile, kutsal olarak kabul edilmelidir."
Farz edelim dinler gökten inmedi. Birileri bunları toplumu bir arada tutmak için yarattı. Plan zekice değil ama oluşturmak için çok kafa yorulduğu belli. Ben elime yüzüme bulaştırırım herhalde. Bu saatten sonra gerek de yok?! 

Böyle olsa da...

Aslında mantıksız değil, gerekli de. Ah, bunları kabul etmek hoşuma gitmiyor! İnsanları kandırmak, salak yerine koymak gibi, onların bakışından tabi. (Farz ediyoruz tabi) Gerçi onlar da haklı be hacı! Kalabalıklaşan nüfusu görüyorlar, iktidardalar... Toplumun iyiliği, düzeni için her şey be! Ne desem ki aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık. Realist açıdan bazı şeyler kaçınılmaz geliyor. Gönlüm de bunu kabul etmiyor. 

Sanırım nereden gelirse gelsin kabul edemeyeceğim.
Dostluklar

kaynak: Ağaoğulları, Mehmet Ali, Tanrı Devletinden Kral Devlete, sf: 204-206

15 Ara 2011

Ahlak, Moral ve Din üçlüsü

"Ahlak ve moral dinsiz de var olabilir; aksini sadece budalalar ve ikiyüzlüler iddia edebilirler. Ahlak ve moral insanların birbirleriyle ilişkilerini, birbirlerine davranılarını düzenler. Din ise insanların doğaüstü varlıklarla ilişkisini kapsamaktadır. Ne var ki din gibi ahlak da, insanların o günkü toplumsal durumlarından çıkar. Yamyamlar insan yemeyi ahlaki açıdan doğru görürlerdi; Yunanlılar ve Romalılar için kölecilik, ortaçağda feodal bet için serflik ve bağımlılık ahlaka uygundu. Bugünkü modern kapitalistler için de ücretli iş ilişkiler, kadınların sömürülmesi, çocukların sanayide çalıştırılarak demoralize edilmesi gayet ahlaki görülmektedir. Dört toplumsal aşama, dört ayrı  ahlak anlayışı, fakat hiçbirinde en yüksek ahlak anlayışı egemen değil. En yüksek ahlaki ortam insanların karşılıklı özgür ve eşit olduğu, "sana yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma" ilkesinin, bütün insanlararası ilişkilere egemen kılındığı bir ortamdır. Ortaçağda insanın soy ağacı önemliydi, günümüzde zenginliği belirleyici, gelecekte ise insan, insan olarak önem kazanacak. Ve gelecek sosyalizme aitti." 
Kaynak: Bebel, August; "Kadın ve Sosyalizm", inter yayınları, syf: 446

9 Ara 2011

Madde 26: En Az 5 Woody Allen Filmi İzle

Bu maddenin ilk ayağı şu linkte. Şimdi kalan üç filmden bahsedeceğim. Aslında W. Allen'a çok fazla hayranlığım yok. Kimi zaman "Dostum sorunlu musun" diyesim geliyor filmlerini izlerken. Takındığı birçok halden de sinir oluyorum. Ama filmlerini seviyorum. Garip bir bağ hissediyorum. Sanırım bunun nedeni bazı noktalarda aynı frekansı yakalayabildiğimden. Belki de... Bunları daha sonra başka bir postta bahsederim. Çok gevelemeden filmlere geçmek istiyorum.

Love And Death 

Filmde Allen'a başrollerde eşlik eden Diane Keaton'ı bu sefer Çarlık Rusya'sında yaşarken görüyoruz. Napolyon Rusya'ya karşı savaş açmıştır. Bunun üzerine Ruslar savaşa gitmek üzere toplanır. Boris (Allen) ise savaş karşıtı olmakla bilikte korkaktır da. Yalnız savaşa gitmek için zorlanır. Ruslar Savaşı kaybeder. Bunun üzerine sevdiği kadın ile birlikte Napolyon'u öldürmek üzere yola koyulurlar. 

Bol bol Rus Edebiyatına komik göndermelerle karşılaşırız. Her zaman ki gibi Allen güldürürken bizleri düşünmeyi sevk etmeyi unutmaz. Aşk, ilişkiler, yaşam ve sonrası hakkında can alıcı noktalara değinir. Zaten adın da anlaşılır. Azrail'le karşılaşsam nasıl muhabbet çeviririm diye bu filmden sonra kendime sordum. Halen daha düşünüyorum. Sanırım o vakit pek gevezeliğe vakit olmayacaktır. İlginç nokta Azrail'i hep siyah pelerin ya da örtü altında bildik. Ama filmde beyaz idi. Bu tarz detaylarla Allen'ın anlatmak istediği ya da anlamaya çalıştığı ölüm sonrası tahminlerini çözebiliriz. Ayrıca Chaplin göndermesi de gözümden kaçmadı. Ve tabi Bergman, Eisenstein... 
Aşk acı çekmektir. Acı çekmemek için insan aşık olmamalı. Ama aşık olmadığın için de acı çekersin. Yani, aşık olmak acı çekmektir. Ama aşık olmamak da acı çekmektir. Acı, acı çekmektir. Aşık olunca mutlu olursun. Acı çekince mutlu olursun ama acı çekmek insanı mutsuz eder. Bu durumda mutsuz olmak için insan sevmeli ya da acı çekmek için sevmeli ya da çok fazla mutluluktan acı çekmeli. Umarım beni anlıyorsundur.
IMDB puan: 7.7
Yönetmeni: Woddy Allen
Yılı: 1975
Türü: Komedi, Savaş

Sleeper 

Miles 1973 yılında vejetaryen restoranın sahibidir. Yıl ise şimdi 2173tür. Ülser hastalığı için Ameliyat sonrası hata sonras uykuya yatırılan Miles 200 yıl sonra bir gurup bilim adamı tarafından uyandırılır. Ve tabi hiçbir şey eskisi gibi değildir. Atom bombası sonucu Abd yok olmuştur. Yönetim bir diktatörün elindedir. Miles uyanmıştır, kimliksizdir. Hiçbir yerde kaydı yoktur. Bu yüzden bazı şeyleri değiştirmek için Marksist bir yönetim kurmak isteyen direnişçiler için bundan iyi kişi olamaz. Woody gene eğlenceli bir komedi yapmış. Bu sefer de devlet yapılarına dokundurmuş. 

Bu arada sleeper'ın şöyle bir anlamı varmış. Bana ilginç geldi; paylaşmak istedim bu yüzden:
Abd'de terörist saldırı planı olan, lakin zamanı gelene dek halkın arasında normal bir hayat sürdüren kişileri nitelemek için kullanılan kelime.

IMDB puanı: 7.3
Yönetmeni: Woody Allen
Yılı: 1973, USA
Türü: Bilim kurgu, Komedi

Manhattan

Bir Merly Streep hayranı olarak bu filmde Allen ve Keaton eşlik ettiğini görünce ayrı bir mutlu oldum. Ayrıca inanılmaz güzel bir kadın gençken. Çok fazla ön planda olmasa da. Gençken ve uzun sarı saçlıyken görmek doyumsuzdu. Gerçi kadın yaşlıyken bile güzel. 

Hikaye aslında tipik NewYork'un içinde yaşayan entelektüellerin tatminsizlikleri. Aslın Allen'ın tüm filmleri kendi ve düşünceleri ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Sırf kafasındaki soruların cevaplarını bulmak için aslında benzer noktalarda filmler çekmiş. Ve bu tatminsizlikler de onun bir parçası. İşinden istifa etmiştir. Eski karısı Lezbiyen bir ilişki yaşamaktadır ve kendisinin onyedi yaşında bir sevgilisi vardır. Kendisi ise kırklı yaşlardadır.  Burada biraz daha kadınlarla olan ilişkilerindeki hazza tam olarak ulaşamamasını görüyoruz. Yürümemiş bir evlilik ve arından eski eşin farklı bir cinse yönelmesi, kültürsüz gördüğü çok genç bir kız arkadaş ve günün modernitesi içinde yozlaşmış başka bir kadın. Bu döngüler içinde Allen mutsuzluğuna cevaplar aramaktadır.

Aslında Annie Hall devamı gibi. Birbirine benziyor  filmler. Tabi kurgular ve diyaloglar farklı. Lakin Manhattan siyah beyaz bir filmdir. İşte tipik nevrotik tiplemeleri...

IMDB puanı: 8.1
Yönetmeni: Woody Allen
Yılı: 1979, USA
Türü: Romantik, Komedi, Drama