29 Kas 2011

...I'm on my way

Carl Sagan demiş böyle. Bu benim durumumla çok uygun. Yani kafamdakilerle. Herkes hayatta bir yöne doğru gidiyor. Kuşkusuz! Bazılarımız büyük hedefler koyuyor. Bazılarımız benim gibi plansız yaşıyor. Aslında buna geleceğin belirsizliği denemez pek. Sadece belirli bir noktaya kitlenmiyorum. Seçeneklerim var ve o an canım hangisini isterse ya da yaşam nereye sürüklerse ona göre birini seçeceğim. 

Ve..

Şu an nereye gittiğimi bilmiyorum ama emin olduğum tek şey benim yolum olduğu. Doğru ya da yanlış olması da pek önemli değil. Bana göre öyle zaten. 

Dostluklar...

27 Kas 2011

La Boga

Favori ikilim: Latte ve Cheesecake... / My favorite couple: Latte and Cheesecake...

La Boga; Kadıköy'de favori mekanlarımdan birisidir. Hemen Puzzle Galeri'nin yanında. Bahçesindeki renkli masalar içimi açar. Arada gider bir kahve içer kitap okurum.

La Boga is in Kadıköy. And One of my favorites. And next to Puzzle Galeria. There is table that are colourful. It makes me energetic. I sometimes go there and drink coffee and read my book.

25 Kas 2011

Beş Şehir - Ahmet Hamdi Tanpınar

Ben bu kitabı sevmedim. Böyle bir giriş de Türk Edebiyatı için önemli birine haksızlık gibi geliyor ama hoşuma gitmedi işte. 

Kitaba teknik gözle bakınca çok iyi yazılmış olabilir. Zaten lafım ona değil ama okurken sıktı beni. Lisedeyken almıştım kitabı. Okuma fırsatı şimdi elime geçti. Lakin şehirlere olan merakımdan pek bir hevesle başlamıştım. Ama beklentimi karşılamadı. 

Hissettiğim zaman çok değişmiş. Ve A. Hamdi Tanpınar'ın dili bana süslü geldi. Aslında daha düz bir dili sevdiğimi fark etmemiştim bile. Bunu okuyana kadar. 

Bir de şöyle bir şeyi fark ettim okurken. Biliyorsunuz ki beş şehir: Ankara, Erzurum, Konya, Bursa'da Zaman ve İstanbul'da geçiyor. Mesela Konya'ya hiç gitmedim. Bursa'ya da. Oralarla ilgili bir şeyler anlatırken kafamda bir şeyler canlandıramadım. Gerçi herhangi bir romanı okurken hayali şeyleri film gibi kafamızda döner ama bu kitapta öyle bir şey de olmadı. Sanırım bildiğimiz bir şeyler aradı aklım. Bu yüzden kitapla düşünsel bağ kurmam zor oldu. Bu da sıktı beni. İstanbul kısmında kaç senedir orada yaşadığımdan artık yerler, isimler tanıdıktı benim için. Ama bu sefer de duygusal bağ kuramadım. Çünkü bana göre çok eskiydi her şey. Bildiğim gördüğüm şeyler değildi. Aslında birçok şey çok güzel işlenmiş ve önemli. Ama kafamda okumadan önce oluşturduğum biçime yatmadığı için zoraki bitirdim. Kötü bir ön yargı olmuş. 

Bir kitabı tavsiye etmemezlik yapmam çok istisnalar dışında. Sonuçta zevk meselesi. Ve insan hiç sevmediği tarzdan bile o an ki zaman kavramı içinde farklı tatlar alabilir. Ama beğenmediysem tavsiye de etmem. Klasik "sen bilirsin"e bırakıyorum bunu da. 
Dostluklar..

23 Kas 2011

Longboard Girls

Ah efendim, ot geldik ot gidiyoruz! Bir tane düzenli yaptığımız bir uğraşımız yok ki övünelim. Konumuz kaykaycı ablalar! İmrenmemek elde değil de geçti bizden de artık gibi; hani. Çok fazla konuşmaya gerek yok fotoğraflar yetiyor anlatmaya. Zaten master başvuruları için niyet mektubu üzerinde çalışıyorum, hayattaki olmayan başarılarımı nasıl anlatacağım bilemiyorum. Şöyle iki kaysaydık zamanında kötü olmazdı, kağıt dolardı en azından. Şurada facebook hesabı, şurada sitesi ..

Hell yeah! Time is passing... And i don't do regular thing. So i can't praise myself. Well, this post is about Longboard Girls. They're awesome. I feel old, it is not good for me i think. Too little too late! And you will see how they are cute when you check photos. By the way, i start to my propasal about master. I can't find nothing about my achievement. Think! If i was a longboard girl, i could write. At least, the paper seems full. And this is their facebook and website






















18 Kas 2011

We like Thermos



Termoslar bana çok şirin geliyor. Her gördüğümü alasım geliyor. Kıyafetime göre termosumu alıp çıkayım istiyorum. Sarı kapaklı olan porselen. Ev için! Onu sevdiğim bir insandan bastım!! ^^
Thermos' are so cool! I always want to buy when i see new one. Think about that you have a lot of thermos and you take one for your clothes. It's pretty cool. And yellow one is porcelain. I took from a person who i loved someone! ^^

Vapur Okumaları



Bu ay ilk defa internetten kitap satın aldım. Aslında eski moda şeyleri daha çok severim. Bu yüzden biraz duygusal düşünceler geçti aklımdan. İşte saatlerce kitapçıda vakit geçirip kitap seçmek mi yoksa internetten çat çat almak mı, diye! Ama eğer elimizde liste varsa ve daha ucuz ise neden olmasın? Hem kitapçılarda yeni şeyler keşfetmeye hiçbir şey engel değil. Ama internette gerçekten birçok kitabı uyguna alabiliyorsun. Yani bence ikisinden de yararlanılmalı.

Son olarak "Tüfek, Mikrop ve Çelik" kitabının okumasını derste hoca yaptırmıştı, özet şeklinde. O kitap sadece 12lr. Kitapçıdan aldım, Kadıköy Seyhan'dan. Çok uygundu fiyatı bence.
Dostluklar...

13 Kas 2011

we don't need no education

Yarın itibariyle vizeler başlıyor. Yoğun ve Stres dolu günler. Onbir sınav ve iki hafta. Çok yakında sinemalarda. Ben ki ders çalışmayı seven insan. Sınav zamanları buna konsantre olamıyorum. Lisede o kadar uğraş, iyi kötü bir yere gir. Sonra karşılaştığın eğitim sisteminde boşluklar çıksın. Üzüyor insanı. Üniversitede en nefret ettiğim şey bir hocanın kitaptan konuyu anlatması; üzerine okuması. Hele yardımcı doçent gibi seviyesindeyse. Bir daha o derse girmem ben.

Şimdi bir ders var. Hocanın anlattığı ile sınav için verdiği fotokopiler arasında bağlantıyı kurmak yüce zeka istiyor biz öğrenciler için. Lakin aynı konuda not vermek zorunda da değil. Ek olarak bunlardan da çıkacak diyebilir. Sorun bu değil aslında. İlginç olan bir arkadaşın google ders ismini yazıp ilk çıkan pdfin derste anlatılan konuların bire bir aynısı olması. Şimdi bu hoca da "acaba derste ne anlatsam" diye google ders ismini yazıp ilk çıkan pdfi derste işleyip alakasız (çok da alakasız değil, diyorum ya yüce zeka) bir fotokopi vererek ne yapmaya çalıştı?

Sonra gelip bazı hocalar da "bu saatten sonra oxford'a gidemeyeceğinize göre" diye cümleler kurmaya girişir. Allahtan "niye?" soruma cevap gelmedi yoksa "hangi üniversite çıkışlısınız" diye on laz kaplanı gücünde karşılık verecektim.

Allahım sen yüce olmayan aklımı koru. Bu eğitim saçmalığına da son ver. O zaman Pink Floyd'tan "we don't need no education" gelsin.

Dostluklar...

9 Kas 2011

Madde 14 / Number 14

Eminönü'nde her zaman merdivende duran teyzeden selpak al ve gülümse 
Her okula gidişimde geçtiğim yerde oturan yaşlı bir kadın var. Selpak satıyor. Nedense her geçtiğimde niye bir tane almıyorum diye düşünmemle hep yanından çoktan geçmiş oluyordum. Sonunda önceden bozuk paramı çıkardım ve aldım. Yalnız beklediğim o kutsal hava hiç de olmadı. 2 lira çıkarmıştım. Öyle sanıyordum 1.5 lira çıkarmışım. Farkında değilim. Bir selpak 1 lira. İki tane alayım dedim. Verdim ki teyze: "bir tanesini 50 kuruş vermişsin" dedi. Elimdeki diğer selpağı aldı 50 kuruşu verdi geri. Ben iki tane almak istiyordum. Bir anda tepki koymasa değişterecektim. Hemen başladı: "sabahtan beri bu şekilde kazıklamaya çalışıyorlar; tahtakaleden şu kadara getiriyorum "diye  Şaşırdım bir an. Haliyle utandım, sanki onu yapmaya çalışıyormuşum gibi kadın bana söylendi. Çıkardım 50 kuruş daha verdim. Elinden ikinci selpağı da aldım. Daha da oradan selpak alır mıyım? Almam! 
Dostluklar...

Buy hanky from old woman who is all time sit at ladder in Eminönü 
Every i go to school, i see a woman who sit at ladder and sell hanky. While i was passing her near, i always thought "why don't i buy one". But it was just thinking. And i bought one finally. I took out some coins, 2lr. But, i didn't aware of coins are 1,5lr. A hanky is 1lr. I handed to old woman. She suddenly get angry: "You gave 1,5lr. Since morning, so many people gave 1,5lr and tried to cheat" I was shock. And too, i was shame. It was mistake and she said to me like i made it kenning. I took out 0.50lr and gave to moman. I bought two hanky. And do you think do i buy hanky again? Nope!  
Best..

3 Kas 2011

Aristotales'in Biricik Siyasal Yaratıkları ve İnsanlar

"Aristotales'in siyasal yaratıklar arasında saydığı arılar ve karıncalar gibi bazı canlıların; bireysel muhakemeleri ve arzuları dışında bir güdüleri veya birinin genel çıkar için uygun bulduğunu diğerlerine anlatabilmesi için bir dillleri olmadığı halde, yine de toplum halinde yaşadıkları doğrudur ve bu nedenle insanların aynı şeyi niçin yapamayacakları sorulabilir. Buna cevabım şudur:

İlk olarak, insanlar şeref ve itibar için sürekli bir rekabet içindediler, bu yaratıklar ise değil; ve bundan dolayı insanlar arasında kıskançlık, nefret ve nihayet savaş doğar; bu yaratıklar arasında ise böyle şeyler olmaz.

İkinci olarak, bu yaratıklar arasında ortak çıkar özel çıkardan farklı değildir ve doğaları gereği özel çıkara eğilimli oldukları için, böyleliykle ortak çıkarlara da hizmet ederler. Fakat, kendini başkalarıyla kıyaslamaktan zevk alan insanoğlu ancak değerli şeylerden hoşlanır.

Üçüncü olarak, insanoğlunun tersine bu yaratıklar akıldan faydalanamadıkları için, ortak işlerinin yönetimde herhangi bir yanlışlık göremez ve düşünemezler; oysa insanlar arasında, başkalarına kıyasla daha akıllı ve toplumu yönetmeye daha yetenekli olduklarını düşünen pek çok kişi vardır ve bu kişilerden bazıları belirli bir yolda, bazıları da başka yolada yenilik ve değişiklik yapmaya çalışırlar ve böylece kargaşa ve iç savaşa neden olurlar.

Dördüncü olarak, bu yaratıklar, arzularını ve diğer duygularını diğerlerine iletmek için sesten faydalanabildikleri halde, bazı insanların başkalarına iyiyi kötüyü de iyi gibi gösterebilmelerini ve böylece insanları diledikleri gibi rahatsız edip huzur ve sükunlarını bozabilmelerini sağlayan söz sanatından yoksundurlar.

Beşinci olarak, akıl sahibi olmayan yaratıklar haksızlık ile zarar arasında ayrım yapamazlar ve bu nedenle, rahatta oldukları sürece, hemcinsleri ile dalaşmazlar; oysa insan en çok rahatta iken sorun çıakrtır; çünkü bilgeliğini göstermeyi ve devleti yönetenlerin eylemlerini denetlenmeyi o zaman sever.

Son olarak, bu yaratıkların mutakabatı doğaldır; insanlarınki ise ancak ahde dayalıdır; yani yapaydır; ve bu nedenle onların mutabakatını sabit ve sürekli kılmaz için ahit dışında başka bir şey daha gereklidir. Yani, hepsinin korku içinde tutacak ve eylemlerini ortak faydaya yöneltecek genel bir güç."

İnsanoğlu böyle ırk işte. Allah akıl vermiş gerisini koy vermiş harbi. Aklın götürüsü de kaos. 
Ne yani şimdi akılsız mı olalım! (bu bir soru cümlesi değildir)
Aklın olsa zaten böyle olmazdı. Cehaletin sonucu. 
Ne diyorum ya. 
Kahve tazeleme zamanı.

Dostluklar..